Ziyaretçi Defterine Yaz
77
Ziyaretçi defteri kaydı
<< Başlat < Önceki 1 2 3 4 5 6 Sonraki > Son >>
NİLÜFER DURKAYA
24 Şubat 2010 09:25 | İST
Yüreği yanan bir anne daha köyümüzde ALLAH ona ve ailesine sabır versin .ne desek acısını dindiremeyiz belki ama herşeyin Allahtan geldiğini .ve onun verdiği emaneti onun aldığını unutmamamız lazım .isyan etmek yanlış .Bu ACIYI BENDE YAŞADIM .sabrı zor biliyorum .yinede sabrını veriyo ALLAH .Aileye burdan durkaya ailesi olrak üzüntülerimizi sunuyor .Allah sabır versin.sizin acınız bizim acımız .çok üzgünüz çook.
Bülent AKÇA
24 Şubat 2010 09:16 |
Geçtiğimiz günlerde yaşanan ve Küçük Osman Kara nın harşıt çayında kaybolması ile sonuçlanan üzücü olaydan dolayı tüm arslancıklılara sabır ve ailesine metanet diliyorum.allahtan ümit kesilmez.dualarım sizinle
NİLÜFER
23 Şubat 2010 15:55 | ist
Annesini sevmeyen olurmu hiç abi .herkes kendiden sorumludur kimse kimseyi kınayamaz .HERkes bugünlerde büyüklerden bahseder oldu .acaba sizler büyüklere karşı görevlerinizi yeterince yerine getirdiğinize inanıryormusunuz ..? BU SÖZÜM YUSUF BEY İÇİNDE GEÇERLİ.kaç kere köydeki yaşlıları arayıp halhatır soruyosunuz acaba.küçükler olarak .köye gidince büyüklerimizi ziyeret ediyormusunuz.KİM yapıyorki bunları .kusura bakman ama kimse kimseye slm vermeye tenezür etmiyo köyde ileri giden .gerideklere bakmıyo bile .Gençler gençlere slm vermiyo şimdiki zamanda .birbirilerini gördülermi yüzlerini başka tarafa çevirip geçiyolar .deki yaşlılar .
Hicabi CEBECİ
23 Şubat 2010 06:45 | Ankara
Anneni seviyor musun?
Anneni seviyorsan bu yazıyı okumaya devam et...
Bir insan için bundan daha güzel ne olabilir:
Yeni bir Mersedes arabaya, süper bir villaya, güzel bir eşe sahib olmak. Fakat bunlardan daha güzeli insanın annesinin yanında olması ve onu her sabah öperek " Allah senden razı olsun anne" demesidir...
...
Çocukların bir çoğu anneleri ile beraber olmaktan sıkılır ve onlarla beraber yürümekten çarşı ve pazara gitmekten utanırlar. Aksine anneler çocuklarını çarşıya götürdüklerinde yahut akrabalarından birinin evine götürdüklerinde onlarla iftihar ederler... Hakikaten ne güzel anneler ve ne katı oğullar...
Evlenmek için kızını isteyen birinin ahlakını, dindarlığını, aslını, malını mülkünü ve işini sormadan önce anne ve babasına karşı davranışlarını sor!
Herkes eşine ve arkadaşına hediye göndermek ister, fakat Allah ıslah etsin hangimiz annesine hediye göndererek süpriz yapmayı düşünür...
!
Belki annenin senin için kalbinde taşıdığı sevginin büyüklüğünü bilemezsin. Ancak evlenip çocuk sahibi olduktan sonra annelerin çocukları için taşıdıkları sevginin büyüklüğünü anlarsın! Şimdi anlattıklarımdan sonra annenin senin için kalbinde taşıdığı sevginin büyüklüğünü hissetmiyorsan senin kalbinin çorak bir araziden farksız olduğunu kabul etmelisin...
Elveda ey hayatımın süsü elveda! Bu dünyada herşeyin bir çaresi vardır: eşin; boşarsın ve daha güzeli ile evlenebilirsin. Çocukların; onlardan başkasını dünyaya getirebilirsin. Malların; onlardan daha iyisini elde edebilirsin ... Fakat annen... O, gittiği zaman geri dönmeyen tek şeydir.
Bazı çocuklar annelerinin sadece birer hizmetçi olduğunu zannediyorlar: pişiririr, temizler, sabahleyin uyandırır. Fakat hizmetçi ile anne arasındaki en önemli fark hizmetçi ücretini alır anne ise gece gündüz ücretsiz çalışır...
Bazı çocuklar annelerinin kıymetlerini asla bilemezler ta ki üvey anne gelinceye ya da annelerinin ruhları bulutların üzerine çıkıncaya kadar.
İçimizden kaç kişi annesinin elini öpüyor, kaç kişi annesinin başını öpüyor ve yine içimizden kaç kişi annesi ile hürmet ve edeple konuşuyor. Herhangi birimiz annesine karşı nasıl davrandığına dikkatle baksa kendisini hayırsız, vefasız ve suçlu bulur.
İnsan ne kadar aciz bir varlıktır...
Şu tarihi bir gerçektir ki kim annesine isyan etmişse hayatı boyunca hayır ve mutluluk görmemiştir. Ve yine tarihi bir gerçek olarak annesine kötü davrananaların, çocuklarının da onlara aynı şekilde ya da daha kötü davrandıklarını biliyoruz.
Gördüğünüz gibi böyle oğullar da var...
Peygamber efendimiz buyuruyor ki; kim hayra delalet ederse o hayrı işleyenlerin kazandığı sevabı kazanır. Kim de şerre delalet ederse o şerri işleyenlerin kazandığı günahı kazanır.
Anneni seviyorsan bu yazıyı okumaya devam et...
Bir insan için bundan daha güzel ne olabilir:
Yeni bir Mersedes arabaya, süper bir villaya, güzel bir eşe sahib olmak. Fakat bunlardan daha güzeli insanın annesinin yanında olması ve onu her sabah öperek " Allah senden razı olsun anne" demesidir...
...
Çocukların bir çoğu anneleri ile beraber olmaktan sıkılır ve onlarla beraber yürümekten çarşı ve pazara gitmekten utanırlar. Aksine anneler çocuklarını çarşıya götürdüklerinde yahut akrabalarından birinin evine götürdüklerinde onlarla iftihar ederler... Hakikaten ne güzel anneler ve ne katı oğullar...
Evlenmek için kızını isteyen birinin ahlakını, dindarlığını, aslını, malını mülkünü ve işini sormadan önce anne ve babasına karşı davranışlarını sor!
Herkes eşine ve arkadaşına hediye göndermek ister, fakat Allah ıslah etsin hangimiz annesine hediye göndererek süpriz yapmayı düşünür...
!
Belki annenin senin için kalbinde taşıdığı sevginin büyüklüğünü bilemezsin. Ancak evlenip çocuk sahibi olduktan sonra annelerin çocukları için taşıdıkları sevginin büyüklüğünü anlarsın! Şimdi anlattıklarımdan sonra annenin senin için kalbinde taşıdığı sevginin büyüklüğünü hissetmiyorsan senin kalbinin çorak bir araziden farksız olduğunu kabul etmelisin...
Elveda ey hayatımın süsü elveda! Bu dünyada herşeyin bir çaresi vardır: eşin; boşarsın ve daha güzeli ile evlenebilirsin. Çocukların; onlardan başkasını dünyaya getirebilirsin. Malların; onlardan daha iyisini elde edebilirsin ... Fakat annen... O, gittiği zaman geri dönmeyen tek şeydir.
Bazı çocuklar annelerinin sadece birer hizmetçi olduğunu zannediyorlar: pişiririr, temizler, sabahleyin uyandırır. Fakat hizmetçi ile anne arasındaki en önemli fark hizmetçi ücretini alır anne ise gece gündüz ücretsiz çalışır...
Bazı çocuklar annelerinin kıymetlerini asla bilemezler ta ki üvey anne gelinceye ya da annelerinin ruhları bulutların üzerine çıkıncaya kadar.
İçimizden kaç kişi annesinin elini öpüyor, kaç kişi annesinin başını öpüyor ve yine içimizden kaç kişi annesi ile hürmet ve edeple konuşuyor. Herhangi birimiz annesine karşı nasıl davrandığına dikkatle baksa kendisini hayırsız, vefasız ve suçlu bulur.
İnsan ne kadar aciz bir varlıktır...
Şu tarihi bir gerçektir ki kim annesine isyan etmişse hayatı boyunca hayır ve mutluluk görmemiştir. Ve yine tarihi bir gerçek olarak annesine kötü davrananaların, çocuklarının da onlara aynı şekilde ya da daha kötü davrandıklarını biliyoruz.
Gördüğünüz gibi böyle oğullar da var...
Peygamber efendimiz buyuruyor ki; kim hayra delalet ederse o hayrı işleyenlerin kazandığı sevabı kazanır. Kim de şerre delalet ederse o şerri işleyenlerin kazandığı günahı kazanır.
Yusuf KESKİN
19 Şubat 2010 08:31 | İstanbul
Giresun'un şirin ilçesi Tirebolu'nun en büyük köyü olma özelliğini taşıyan Arslancık köyü artık eski günlerini arar hale gelmiştir.Köy uğramış olduğu büyük şehirlere göçme sevdası ve iş başına gelen hükümetlerin görmezden gelmeleri sonucu eski görkemini ve büyüklüğünü kaybetti.Artık cuma günleri pazarı kurulmuyor,akşamları kahvehanelerde sıcak ve koyu sohbetler yapılmıyor.Üçüncü kuşak gençlerin tamamına yakınının büyük şehirlerde doğması,gelenek ve göreneklerimizin unutulmasına yol açtığı gibi saygı ve sevgiyi de ortadan kaldırmıştır.Birlik ve beraberliğin yeniden tesis edilmesi amacıyla açılan medya organlarıda,kafa tutma,hakaret etme,kolpa yapma,tehdit etme mekanizması olarak kullanılmaktadır.Birde eskiden olduğu gibi gençlerimize büyüklük edecek,örnek olacak ,zamanına göre aydın sayılan büyüklerimizin ebediyete göçmesi ne yazık ki bu olguyu dahada hızlandırmıştır.Avrupada yaşayanı,İstanbulda yaşayanı,Bursada yaşayanı artık ayrı telden çalmaktadır.
Eskiden öylemi idi.Üzümlükten Haytaoğlu İbrahim,Ağacakeseden Doktor Nazım ve Lütfi Memiç,Şaban Memiç,Henden düzünden Mehmet Keskin,Mustafa Keskin,Çolak Bilal,köy merkezinden çavuş Ali'si,Henkülüden Golimen Hasan gibi kimisi rahmetli,kimisi yaşayan büyüklerimiz konuşmaları ile,davranışları ile örnek olurlardı.Bu muhterem büyüklerimizin isimlerinin büyüklüğü vakarlı ve ağırbaşlı davranışlarından gelmekteydi.Kabadayısı bile ağırdı.Öyle ulu orta konuşmaz,küçüklerini sever,büyüklerine saygı duyardı.Şimdi bizler orta yaşa geldik.Bizi kim tanır,kim tanıyor.Kimse ne büyüğünü,ne de küçüğünü tanıyor.Saygı sevgi hak getire.
Köyüme mensup tüm insanlarımın daha saygılı,daha seviyeli,daha kültürlü olacakları zamanıların özlemini duyarken;yukarda bahsettiğim büyüklerimi tanımış olmanın mutluluğunu yaşamaktayım.Bu vesile ile rahmete eren değerli büyüklerimi bir kez daha minnet ve şükranla anarken,yaşayan büyüklerimede yüce Mevlamdan uzun ömürler dilerim.
Eskiden öylemi idi.Üzümlükten Haytaoğlu İbrahim,Ağacakeseden Doktor Nazım ve Lütfi Memiç,Şaban Memiç,Henden düzünden Mehmet Keskin,Mustafa Keskin,Çolak Bilal,köy merkezinden çavuş Ali'si,Henkülüden Golimen Hasan gibi kimisi rahmetli,kimisi yaşayan büyüklerimiz konuşmaları ile,davranışları ile örnek olurlardı.Bu muhterem büyüklerimizin isimlerinin büyüklüğü vakarlı ve ağırbaşlı davranışlarından gelmekteydi.Kabadayısı bile ağırdı.Öyle ulu orta konuşmaz,küçüklerini sever,büyüklerine saygı duyardı.Şimdi bizler orta yaşa geldik.Bizi kim tanır,kim tanıyor.Kimse ne büyüğünü,ne de küçüğünü tanıyor.Saygı sevgi hak getire.
Köyüme mensup tüm insanlarımın daha saygılı,daha seviyeli,daha kültürlü olacakları zamanıların özlemini duyarken;yukarda bahsettiğim büyüklerimi tanımış olmanın mutluluğunu yaşamaktayım.Bu vesile ile rahmete eren değerli büyüklerimi bir kez daha minnet ve şükranla anarken,yaşayan büyüklerimede yüce Mevlamdan uzun ömürler dilerim.
ALİ VE NİLÜFER DURKAYA
12 Şubat 2010 18:50 | İSTANBUL
YENGEMİZ HATİCE DURKAYA AİLESİ VE YAKINLARINA ALLAHTAN SABIR DİLİYORUZ...MERHUM HANİFE TEYZENİN MEKANI CENNET OLSUN.. NUR İÇİNDE YATSIN..
DURKAYA AİLESİ
DURKAYA AİLESİ
Yusuf KESKİN
11 Şubat 2010 12:15 | İstanbul
İstanbul'da Allah'ın Rahmetine kavuşan Köylüm,arkadaşlarımın annesi Hanife Kızılarslan'ın vefatını üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayım.Merhumeye Yüce Allah'tan rahmet geride kalan çocuklarına ve sevenlerine baş sağlığı dilerim.Toprağı bol,ruhu şad,mekanı cennet olsun.
Yusuf KESKİN
06 Şubat 2010 19:16 | İstanbul
Kişisel eleştiriye ve demokratik inanca saygısı olmayan,eleştiriye ve tenkite tahamülü olmayan zihniyetleri kınıyor ARSLANCIK COM'a yayın hayatında başarılar diliyorum
Yusuf KESKİN
06 Şubat 2010 11:16 | İstanbul
Kazım KARA amcanın eşinin vefatını üzüntüyle öğrendim.Merhume eşine Yüce Allahtan rahmet,çocuklarına ve acılı kazım amcaya baş sağlığı dilerim.Merhumenin toprağo bol ruhu şad olsun
Ziya AYDIN
01 Şubat 2010 08:50 |
amcamın Kızı Şaziye Aydın'ı Tebrik ediyorum,Espiye Sgk Müdürü olarak başladığı görevi en iyi bir şekilde yürüteceğine eminim yeni görevinde başarılar ablaaa
Bülent AKÇA
01 Şubat 2010 08:48 |
Espiye SGK Müdüre'si Hemşehrimiz Şaziye Hanıma Yeni Görevinde Başarılar Diliyorum,
Bülent AKÇA
28 Ocak 2010 08:18 |
Geçenlerde Bir vatandaş Süleyman Demrel' sormuş:
bu ülkenin durumunu açıklarmısınız malımızı mülkümüzü satmak zorunda kaldık diye süleyman Demirelde bir fıkra ile açıklamış::
Osmanlı döneminde yolsuzlukları ile ünlü Karakuşi adında bir kadı varmış. Bir gün Karakuşi Kadı, bir fırının önünden geçerken burnuna güzel bir koku gelmiş.
Vitrinde güveç içinde nar gibi kızarmış sahibini bekleyen nefis bir ördek var... Karakuşi Kadı, fırıncıya 'Ben bunu aldım' demiş.
Kadıya itiraz edilir mi? Fırıncı hemen ördeği paket yapıp vermiş.
Az sonra ördeğin ! ! sahibi gelmiş: 'Hani bizim ördek?'
Fırıncı boynunu büküp 'Uçtu' deyince iş kavgaya dönüşmüş. Kavga sırasında fırıncı, araya giren bir gayrimüslim müşterinin gözünü çıkarınca korkup kaçmaya başlamış... Gayrimüslim de peşinde kovalıyor...
Bir duvardan atlarken, bilmeden öteki taraftaki hamile bir kadının üstüne düşmüş.
Kadın, çocuğunu düşürdüğü için, kadının kocası da fırıncının peşine düşmüş.
Can havliyle kaçan fırıncının çarpıp devirdiği Yahudi bir vatandaş da kızıp peşlerine takılmış...
Sonunda duruma müdahale eden zaptiyeler hepsini yakalayarak Karakuşi Kadının karşısına çıkarmışlar.
Kadı sırayla sormuş... Ördeğin sahibi,'Bu adam ördeğimi iç etti' diye şikáyet etmiş.
Karakuşi Kadı, fırıncıya sormuş: 'Ne! yaptın bu adamın ördeğini?'
Fırıncı 'Uçtu' demiş. Kadı, kara kaplı defterini açmış:
'Ördeğin karşısında tayyar yazılı. Tayyar 'Uçar' anlamına gelir. O halde ördeğin uçması suç değil' diyerek fırıncının beraatına karar vermiş.
Gözü çıkan gayrimüslim vatandaşa sormuş... Onun şikáyetine de kara kaplı defterden bir madde bulmuş: 'Her kim, gayrimüslimin iki gözünü çıkara, o müslimin tek gözü çıkarıla...'
Davacı 'Ne olacak?' diye sorunca Karakuşi Kadı, 'Şimdi' demiş, 'Fırıncı senin öbür gözünü de çıkaracak, biz de onun tek gözünü çıkaracağız.'
Tabii gayrimüslim şikáyetinden hemen vazgeçmiş, fırıncı bu davadan da beraat etmiş.
Çocuğunu kaybeden kadının kocasına da Karakuşi Kadı, 'Tamam' demiş, 'Karını vereceksin, bu adam yerine yeni çocuk koyacak!'
Böyle olunca adam da şikayetini anında geri almış; fırıncı bu davadan da kurtulmuş.
Kadı dönmüş Yahudi'ye: 'Senin şikáyetin ne?'Bre…
Yahudi ellerini açmış, 'Ne diyeyim kadı efendi' demiş, 'Adaletinle bin yaşa sen emi !'
Demirel bu fıkrayı anlattıktan sonra kendisini dinleyen topluluğa dönerek, kıssadan hisse:
Ananı "öpen" kadı ise, kime şikáyet edeceksin?..
Bugün ülkedeki durum bu! Anladın mı?
bu ülkenin durumunu açıklarmısınız malımızı mülkümüzü satmak zorunda kaldık diye süleyman Demirelde bir fıkra ile açıklamış::
Osmanlı döneminde yolsuzlukları ile ünlü Karakuşi adında bir kadı varmış. Bir gün Karakuşi Kadı, bir fırının önünden geçerken burnuna güzel bir koku gelmiş.
Vitrinde güveç içinde nar gibi kızarmış sahibini bekleyen nefis bir ördek var... Karakuşi Kadı, fırıncıya 'Ben bunu aldım' demiş.
Kadıya itiraz edilir mi? Fırıncı hemen ördeği paket yapıp vermiş.
Az sonra ördeğin ! ! sahibi gelmiş: 'Hani bizim ördek?'
Fırıncı boynunu büküp 'Uçtu' deyince iş kavgaya dönüşmüş. Kavga sırasında fırıncı, araya giren bir gayrimüslim müşterinin gözünü çıkarınca korkup kaçmaya başlamış... Gayrimüslim de peşinde kovalıyor...
Bir duvardan atlarken, bilmeden öteki taraftaki hamile bir kadının üstüne düşmüş.
Kadın, çocuğunu düşürdüğü için, kadının kocası da fırıncının peşine düşmüş.
Can havliyle kaçan fırıncının çarpıp devirdiği Yahudi bir vatandaş da kızıp peşlerine takılmış...
Sonunda duruma müdahale eden zaptiyeler hepsini yakalayarak Karakuşi Kadının karşısına çıkarmışlar.
Kadı sırayla sormuş... Ördeğin sahibi,'Bu adam ördeğimi iç etti' diye şikáyet etmiş.
Karakuşi Kadı, fırıncıya sormuş: 'Ne! yaptın bu adamın ördeğini?'
Fırıncı 'Uçtu' demiş. Kadı, kara kaplı defterini açmış:
'Ördeğin karşısında tayyar yazılı. Tayyar 'Uçar' anlamına gelir. O halde ördeğin uçması suç değil' diyerek fırıncının beraatına karar vermiş.
Gözü çıkan gayrimüslim vatandaşa sormuş... Onun şikáyetine de kara kaplı defterden bir madde bulmuş: 'Her kim, gayrimüslimin iki gözünü çıkara, o müslimin tek gözü çıkarıla...'
Davacı 'Ne olacak?' diye sorunca Karakuşi Kadı, 'Şimdi' demiş, 'Fırıncı senin öbür gözünü de çıkaracak, biz de onun tek gözünü çıkaracağız.'
Tabii gayrimüslim şikáyetinden hemen vazgeçmiş, fırıncı bu davadan da beraat etmiş.
Çocuğunu kaybeden kadının kocasına da Karakuşi Kadı, 'Tamam' demiş, 'Karını vereceksin, bu adam yerine yeni çocuk koyacak!'
Böyle olunca adam da şikayetini anında geri almış; fırıncı bu davadan da kurtulmuş.
Kadı dönmüş Yahudi'ye: 'Senin şikáyetin ne?'Bre…
Yahudi ellerini açmış, 'Ne diyeyim kadı efendi' demiş, 'Adaletinle bin yaşa sen emi !'
Demirel bu fıkrayı anlattıktan sonra kendisini dinleyen topluluğa dönerek, kıssadan hisse:
Ananı "öpen" kadı ise, kime şikáyet edeceksin?..
Bugün ülkedeki durum bu! Anladın mı?
ZİYA
26 Ocak 2010 09:12 | BURSA
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
SELAMLAR HEMSEHRİLERİM BU RADYO GÜZEL HEM SOHBET VAR HEMDE MEMLEKETIMIZIN GUZEL SARKILARINI DINLIYORUZ
AYHAN TOMAK
19 Ocak 2010 23:40 | BURSA EMEK
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Tüm Arslancık lılara sagı ve sevgilrimi sunuyorum.ŞÖHRET GIDA KUAFÖR LTD ŞTİ nin reklamı bi türlü verilmedi BÜLENT bey ilgilerinize arz ederim AYHAN TOMAK EMEK
Alaeddin AKÇA
18 Ocak 2010 07:53 |
senelerdir ugraşılarımın bedeli neyazıkki ukalalıkmış.sebebi Nazım YOLCU VE ANNESİ ZEKİYE YOLCU,nun YEŞİLKARTINI KÖY MUHTARININ SAYESİNDE ÇIKARTAMADIK BAŞARIDIR.TÜM İNSANLIK BİTMİŞTİR.ALLAH ZENGİNLERİN ;ZÜLÜM ÇEKRİRMEK DEDİKLERİ.BUDUR.1.5 TON FINDIGI OLUYORMUŞ İHTIYACI YOKMUŞ SORUŞTURULMUŞ ÖYLE BÜYÜKLER KARAR VERMİŞLER ÜSTELİKTE TİREBOLU KAYMAKAMLIK TARAFINDAN RAPOR YAZILMIŞRIR.TÜM İLGİLERE İYİLİK SEVER GÖREVLİLERE TEŞEKKÜRLER.SİZİ HALA ÇOK SEVİYORUM.EGER İHTİYACI OLANLAR NAZIM YOCU VE ZEKİYE YOLCUDANDERS OLMALIDIRLAR DİYE DÜŞÜNMEKTEYİM;Çünkü sizin Anneleriniz Babalarınız o TOPRAGA İHTIYACA yoktur.sadece Allah SİZLERİ İSLAH ETSİN.ÇUBUKDAGINDA YARDIM SEVERLER DERNEGİNE MURAACAT EDEBİLİRLER.BURSADA Alaeddin AKÇA.SİZLERİ BEKLİYORUM ANNELERİNİZE BABALARINIZA ÇOCUKLARINIZA TIRUNLARINIZA GÜZEL BİR GELECEK ANCAK BÖYLE BIRAKILIRRRRR.
77
Ziyaretçi defteri kaydı














reklam çalışmasına vakit ayıramadım kısa süre içinde olacak merak etme abim.allah bol kazançlar versin